29 Ocak 2008 Salı

Tasarim Sahaseri : ISTANBUL

Necdet Yıldızın gönderdiği mail oldukça düşündürücü. Bazı noktalara katılmasakta zaman zaman bizim de düşündüğümüz şeyler ykalanmış;

Yilmaz Ozdil Hurriyet 08-09-2007

Olimpiyati yok.


Olimpiyat Stadi var.



3 kilometreyi 3 saatte gidersin...

Formula pisti var.




Baraja ev yapiyorlar.

Cesmelerden deniz suyu akiyor.


Misir Carsisi'nda misir bulamazsin.

Manifaturacilar Carsisi'nda plak satiliyor.


Sahaflarda, hali var.

Kapalicarsi, turistlerin carsiya ciktigi gun, kapali.




Ak merkez, mavi.

Sehirlerarasi yolcu otobuslerinin yuzde 99.9'u Anadolu'ya gider...

Otogari Avrupa'da.

Bakirkoy, hem bakir, hem koy...

Altinsehir, hem altin hem sehir, gecekondu!




Atasehir?

Kadikoy'e bagli.

Ahirkapi'ya gemi baglaniyor!

Bayrampasa'nin, adi bayram, kendi cezaevi.




Yedikule zindanlarinda konser veriliyor.

Sultanahmet Cezaevi desen, 5 yildizli otel...

Topkapi Sarayi.

Ciragan Sarayi.

Dolmabahce Sarayi.




Garibanin uc kurusa karnini doyurdugu yerlerin adi da, "simit sarayi..."

Bostanci'da bostan yok.

Tahtakale'de kale yok.




Tarlabasi'nda tarla yok.


Etrafta ev mev yokken bakkal dukkani acan adama saskin demisler... Saskinbakkal'da ev almak New York'tan pahali!

Besiktas'tan Uskudar'a gec, 2 kilometre ...

Parayla.

Besiktas'tan Florya'ya git, 22 kilometre ...

Bedava...





"Ortasindan bogaz gecen, hem Asya'ya hem Avrupa'ya, iki kitaya basan dunyadaki tek sehir" derler... Canakkale ne?


"Zeynep Kamil Hanimefendi'nin hatirasi onunde saygiyla egiliyoruz" falan da derler... Halbuki, Zeynep hanimefendi, Kamil kocasi.



Tarihi hipodromda Ramazan senligi yapiyorlar...

Turkiye'nin en buyuk kumarinin oynandigi Veliefendi, seyhulislam!




Polonezkoy Muhtari Daniel Ohotski, 5'inci gobek, dogma buyume Istanbullu...

Istanbul Belediye Baskani, Artvinli.



Sisli Baskani Erzincanli, Eminonu Baskani Malatyali, Pendik Baskani Sakaryali, Umraniye Baskani Balikesirli, Uskudar Baskani Trabzonlu,Kadikoy Baskani Muslu, Gaziosmanpasa Baskani Kastamonulu... En unlu restorani, Konyali!


Gazi Osman Pasa da Tokatli'ydi zaten.




Depremde, evden cik!

Karda, evden cikma!





Yagmurda, ust kata cik!

Dolayisiyla...

"Tasarim" dedigin kavram, dunyada en cok Istanbul'a yakisir!






Tek puruz var...

Yabanci konuklara adresi iyi tarif etmek lazim...

Cunku malum, Galata Koprusu'nu de Galata'da bulamazlar!

Adi Galata...

Kendi Balat'ta.

28 Ocak 2008 Pazartesi

Gökkuşağı Bere ve Patikler



Renk renk bere ve patikler seç beğen al.

Pembe Yakışır Gence


Bu hırkayı çok beğendim. Kız çocuk annelerinin de beğeneceğini umuyorum

27 Ocak 2008 Pazar

İşte Cevaplarım

Malesef biraz geciktim. Özür diliyorum. Bu günlerde he fiziksel hem de ruhsal olarak biraz zayıfım.
İşte cevaplarım:
İSİM VEYA LAKABINIZ: Bir lakabım yok her halde çok sıradanım:)) Şu sıralar bloguma dadanan bazı terbiyesizlerin bana taktıkları isimler var ama bunları sizinle paylaşmasam daha iyi...

DOĞUM YERİNİZ: Bandırma

HOBİLERİNİZ: Şu anda en büyük hobim bloglamak. Kızıma bir şeyler örmeyi de çok seviyorum. Genelde fantastik kurgu okurum. Lost, Heroes ve Avrupa yakasını izliyorum.

EN DEĞERLİ ÜÇ ŞEYİNİZ: Ailem, sağlığım ve huzurum. (Çok sıradan olduğunu biliyorum ama ne yapayım gerçek bu)

OLMAZSA OLMAZ DEDİĞİNİZ ŞEY: Ailem

İDEALİNİZ: Hayat bana verilmiş bir hediye bu güne kadar hakkını verebildiğimi sanmıyorum. Bundan sonra bu hediyenin tadını çıkartmak istiyorum

ETKİLENDİĞİNİZ BİR KİTAP: Puslu kıtalar atlası

EN SEVDİĞİNİZ ŞARKI: Benim en sevdiğim şarkı sürekli değişir. Şuanda "Hep böyle kal"

GİTMEK İSTEDİĞİNİZ YER: Bu sene eğe bölgesine gitmek istiyorum. Yurt dışı olarak Fransa ve Almanya'ya gitmek istiyorum.

EN YAKIN ÜÇ BLOG ARKADAŞINIZ: Blog arkadaşlarım var ama herkesin yeri ayrı. Sıralama yapmak istemem.

UNUTAMADIĞINIZ BİR ANI: Üniversiteden mezun olduğum anı hiç unutamam çünkü umudumu kesmiştim.

BURCUNUZ: Başak

İLGİLENDİĞİNİZ SPOR DALI, YOKSA TUTTUĞUNUZ TAKIM: Tenis oynamayı hep istemişimdir ama hiç fırsat olmadı. Takım tutmuyorum.

İDEAL BİR KADIN NASIL OLMALI: İdeal bir insan nasıl olmalıysa...

İDEAL BİR ERKEK NASIL OLMALI: İdeal bir insan nasıl olmalıysa...

TEKNOLOJİNİN GELİŞMESİ OLUMLUMU, OLUMSUZMU?: Olumlu

İCAT EDİLMESEYDİ NE YAPARDIM BİLMİYORUM DEDİĞİNİZ ŞEY: İnternet

İNSANLARIN SÖZLERİNE Mİ, YOKSA GÖZLERİNE Mİ İNANMALI?: Kesinlikle gözler

HAYATTAKİ SEVİNÇ KAYNAĞINIZ: Kızım

HAYATTAKİ EN BÜYÜK KORKUNUZ: Yükseklik korkum var biraz. Dar mekanlarda da sıkıntı basıyor.

MANTIK EVLİLİĞİMİ YOKSA AŞK EVLİLİĞİMİ: İkiside

EN SEVDİĞİNİZ YEMEK: Ispanaklı börek

EN SEVMEDİĞİNİZ YEMEK: Kıyma

BLOG SAHİBİ İLE İLGİLİ DÜŞÜNCELERİNİZ: O da benim gibi bir anne. Üstelik çocuklarımız da yaşıt. Benimle aynı dönemler de aynı sorunları paylaştığını düşündüğüm için kendime yakın hissettim açıkcası. Becerikli bir arkadaşımız olduğu kesin. Tek kötü yanı çok uzaklarda olduğu için kapısını çalıp, hadi bize o nefis pastandan yap diyemeyecek olmamız.

Soruları cevaplarken ilginç olmaktansa dürüst olmaya çalıştım.
Ve işte benim sobelediğim arkadaşlarım.
pureabsinthe.com

basaricocuk.blogspot.com

25 Ocak 2008 Cuma

Önüm Arkam Sağım Solum SOBE

http://krizantemle1gun.blogspot.com'un yazarı sevgili Hatice beni sobelemiş. Beni seçtiğin için çok teşekkür ederim Hatice. Soruları okudum cevaplamak için biraz süre istiyorum.

Dikkat: ATM Dekontlarını Atmayın


Paranoyak bir yapım var biraz. Ne olur ne olmaz diye tedbirli olmaya çalışırım. Yine ATM dekontlarını aldığımda küçük küçük parçalara ayırıp, parçaları ikiye böler, yarısını başka çöpe atarım. "Paranoyak olman takip edilmediğin anlamına gelmez" diye bir söz vardır. İşte aşağıdaki yazı bunun ispatı gibi
İZMİR'de, çeşitli bankaların otomatik para çekme makinalarında (ATM) işlem yapan vatandaşların bıraktıkları bilgi fişlerinden yola çıkıp, detaylı kimlik ve hesap bilgilerini vergi dairesinde çalışan adamları aracılığıyla öğrenip, düzenledikleri sahte kimliklerle hesaplarını boşalttıkları ileri sürülen 10 kişilik şebeke, polis tarafından çökertildi. Polisin teknik takibine yakalanmamak için kısa mesafeli volki- tolki adı verilen telsizlerle iletişim kurdukları da belirlenen zanlıların, bugüne kadar 100'ün üzerinde vatandaşın 2 milyon YTL'sini bankalardan çekip dolandırdıkları saptandı.Devamı>>>

Para Var Huzur Var




Gelişmiş ülkelere bakıp bakıp aaah ederiz ya. Aslında onlarında dertleri çok. Bu kadar parayı ne yapsak diye düşünmek kolay değil. Ne yapsak vinçte yemek mi yesek acaba...
İtiraf etmeliyim ki İstanbul'u böyle yukarıdan görmek benim de hoşuma giderdi ama o yükseklikte bir şeyler yiyebileceğimi hiç zanetmiyorum.

24 Ocak 2008 Perşembe

Düşündürücü Bir Yazı



Sevgili Necdet Yıldız mail atmış. Bu yazı üzerinde epey düşündüm. Belki sizin de hoşunuza gider.
Bir üniversite profesörü öğrencilerine su soruyu sorar;
- Var olan her şeyi Tanrı mı yarattı?
Bir öğrenci ayağa kalkar ve cevaplar.
- Evet, her şeyi Tanrı yarattı!
Profesör sorusunu yineler ve öğrenci yine "Evet efendim" diye cevaplar.
Profesör devam eder.
- Eğer her şeyi yaratan Tanrı ise ve şeytan var olduğuna göre şeytanı da Tanrı yaratmış olur. Çalışmalarımızda uyguladığımız kesinleştirme prensibine göre de Tanrı şeytandır.
Öğrenci böyle bir önerme karşısında şaşırır ve yerine oturur. Profesör öğrencilerine bir kez daha Tanrı'nın içindeki kaderin bir efsane olduğunu kanıtlamaktan ötürü oldukça mutludur. Bu arada başka bir öğrenci ayağa kalkar ve "Bir soru sorabilir miyim profesör" der. Profesör sorabileceğini söyler.
Öğrenci "Soğuk var mıdır" diye sorar.
Profesör; "Nasıl bir soru bu böyle, tabii ki vardır" diye cevaplar. "Sen hiç soğuktan üşümedin mi?"
Öğrenci "Aslında, fizik yasalarına göre soğuk yoktur; yaşamda/ gerçekte biz soğuğu sıcaklığın yokluğu olarak düşünürüz. Herkes veya nesneler o enerji oradaysa veya bir şekilde enerji iletiyorsa onu deneyimler. Örneğin, Absolute 0 (273 derece C) sıcaklığın kesin yokluğudur. Soğuk yoktur, o yalnızca sıcaklığın yokluğunda duyumsadıklarımızı tarif etmek için yarattığımız bir kelimedir" der ve devam eder.
- Profesör, karanlık var mıdır?
- Tabii ki vardır.
- Korkarım gene yanılıyorsunuz efendim. Çünkü karanlık da yoktur. Yasamda/ gerçekte karanlık ışığın yokluğudur. Biz ışık üzerinde çalışabiliriz ama karanlığı çalışamayız. Gerçekte, biz Newton'un prizmasını kullanarak beyaz ışığı kırar ve renklerin çeşitli dalga uzunlukları üzerinde çalışabiliriz. Ama karanlığı ölçemeyiz. Bir basit ışık karanlık bir mekânı aydınlatarak karanlığı kırmış olur yani karanlığı geçersiz kılar. Siz belli bir mekânın/uzayın ne kadar karanlık olduğundan nasıl emin olursunuz? Işığın miktarını ölçerek! Bu doğrudur değil mi? Karanlık insanlık tarafından, ışığın olmadığı yer/ mekân için kullanılan bir kelimedir. O zaman size son bir soru daha sormak isterim, efendim. Şeytan var mıdır?
Bu kez profesör pek emin olamamakla birlikte cevaplar..
- Tabii vardır. Açıkladığım gibi, biz onu her gün, her yerde görürüz. O, dünyadaki işlenmiş tüm suçlarda, şiddette yer alır. Bunların tümü şeytanın kendisinden başka bir şey de değildir.
Öğrenci itiraz eder.
- Şeytan yoktur efendim. Yani o kendi başına yoktur. Şeytan basit olarak Tanrı'nın yokluğudur. O aynen karanlık ve soğukta olduğu gibi insanın Tanrı'nın yokluğunu tarif etmek üzere yarattığı bir kelimeden ibarettir. Tanrı şeytanı yaratmadı. Şeytan/ kötülük insanın tanrısal sevgiyi yüreğinde hissetmediği zaman yaptıklarının bir sonucudur. O, aynen sıcaklığın olmadığı yere gelen soğuk, ya da ışığın olmadığı yere gelen karanlık gibidir.

Gözaltı Torbalarını Gözaltına Alma Zamanı...


Bloguma bir mesaj panosu ekledim. İyi ki de eklemisim bu sayede bloguma hareket geldi. Pek çok ziyaretçiden mesaj alabiliyorum. Blog da etkileşim çok önemli. Okunduğunu ve mesaj yazmaya üşenilmeyecek kadar önemsendiğini bilmek çok güzel. Zehra gözaltı torbaları için önerim olup olmadığını sormuş. Aslında genetik en önemli faktör sonra sağlıklı yaşamak geliyor. Gözaltları için buğday yağı kullanıp faydasını görenler olduğunu biliyorum. Bunun dışında çay, patates salatalık kullanmak klasik yöntemler arasında.
Ayrıca şu yönteme de rastladım; Bir miktar kuşburnunu kaynatın ve süzün. Soğumasını bekledikten sonra bir bez veya pamuk batırın. Göz torbalarınızın üzerine koyun. Yaklaşık 10 dakika bekletin. Umarım işinize yarar. Gözaltı torbaları konusunda hemoroid kremi kullanımı üzerine tartışmalar olmuştu. Bazı doktorlar işe yarayabileceğini bazılarıysa kullanılmaması gerektiğini söylemişti. O yüzden bu konuda bir yorumda bulunamıyorum. Güzellik ve bakım komularında www.itsbeauty.com sitesinin forumlarında geniş bilgi bulabilirsiniz.

Astoria Açıldı. Pazar Gününe Kadar Gösteriler ve Etkinlikler Sürecek


Astoria Alışveriş Merkezi açıldı. Resmi açılış cumartesi günü. Etkinlikler Pazar gününe kadar devam edecek. Bu akşam(perşembe) saat 20:30 da Anjelika Akbar piyano dinletisi var. Hergün dans gösterileri var. Çocuklar için oluşturulmuş ayrı bir platformda çocuklar için balonlardan çeşitli şekiller yapılarak hediye ediliyor. Pamuk prenses ve örümcek adam da çocukları burada bekliyor. Burada ayrıntılı açılış programını bulabilirsiniz. Şişli yönünden Levent yönüne giderken, benim aklıma gelen Cevahir, Profilo, Astoria, Metrocity, Canyon Alışveriş Merkezleri var. Hepsi konsept olarak birbirlerine yakınlar. Bakalım bu bölge bu kadar çok alışveriş merkezini kaldırabilecek mi? Bu bölgenin yerlisi olarak: "DAHA ÇOK YEŞİL ALAN İSTİYORUM"

19 Ocak 2008 Cumartesi

Mecidiyeköy'de Spor Zamanı

Mecidiyeköy'de oturanlar yaşadı. Artık çocuk parkının büyükler için hazırlanmış bir spor bölümü de var. Merkeziliği bakımından büyük avantaja sahip bu semt, yaşam alanlarının darlığı, plansız yapılanma, park yeri sorunu, yeşil alan azlığı değil yokluğu bakımından pek çok dezavantaja sahip. Neyseki her yere yakın sık sık Beşiktaş'a kaçıyoruz.










16 Ocak 2008 Çarşamba

Sokak Sanatı

Sokak sanatı yükselişini sürdürüyor. Bağımsızlıkları belki de en büyük güçleri. Takip edip ilgisiz kalmak imkansız. Resimleri incelerken eminimki sizde aynı hayranlığı paylaşacaksınız. Sokak sanatı denince ilk aklıma gelen Banksy.


http://www.banksy.co.uk/
Daha Fazla Banksy Resimi İçin

Londra'da southbank'ten portobello'ya, brick lane'den old street'e, hic beklenmeyen kenar ve koselere stencillerini birakan esrarengiz graffiti'ci. graffiti'yi sevmeyen londra'ya yaptiklarini, farkli ulkelere ziyaretlerinde gittigi sehirlerde de uygulayan, her yere bir sekilde izini birakan, kimligini aciklamadan cok unlu olan postmodern sehir kahramani. blur'un think tank adli albumunun kapagi onun yaratimidir. 2003 yazinda dalston'da bir warehouse'da 3 gun suren bir sergisi oldu. serginin adi da banksy turf war exhibition idi. basin tarafindan gorulup taninmamak ve "meshur olmamak" icin kendi sergisinin acilisina gitmedi. sergi yasal sorunlar yuzunden 3 gun surdu. hype'in besigi olan londra'nin tum high street kiyafet dukkanlari banksy taklidi stencilleri bastilar t-shirt'lere. banksy, old street'in tozlu dumanli bir barinda bir guardian muhabiriyle roportaj bile yapti. stencil'lerinde pop kultur, londra yasantisi, gariplikler, kucuk ayrintilari isler... kulturleri, akimlari oguten koca londra'nin simdiden sehir kulturu mirasina gecti bence, her ne kadar o diyarda grafitiler temizlenmeye mahkumsa da...(Eksisozluk/ irma)
Sokak sanatı konusundaki diğer linkler ;

http://www.uslanmam.com/
http://www.turkforum.net/
http://www.theartwheredreamscometrue.com/
http://www.woostercollective.com/

Not: Çok güzel resimlerin bulunduğu bir site vardı ona da burada link verecektim birden pornografik resimler belirdi. İyi ki zamanında fark ettim. Ucuz atlattık

Benim Bere Modellerim

Son günlerde arkadaşlar sağolsun bere modelleri istiyorlar. Hem bebekkokusundan hemde blog arkadaşlarımdan bu yönde talep gelince öncelikle çocuklarımız için bere modelleri yayınlamaya karar verdim. Bu bereleri ben ördüğüm için sorularınızı yayınlayabilirim. Ara ara detaylı tarifleri de vereceğim. Resimlere tıklayarak büyük hallerini görebilirsiniz. Bu modellerin bazıları büyüklerede uyarlanabilir. Pembe berenin yeşilini ben de kullanıyorum.






















Blogumda yer alan diğer bere modelleri
http://kelebeknehir.blogspot.com/2007/10/sinizte-bire-bir-yn-bereler.html http://kelebeknehir.blogspot.com/2007/09/minik-tavanlara-minik-kulaklar.html http://kelebeknehir.blogspot.com/2007/10/kolay-atki-bere.html
http://kelebeknehir.blogspot.com/2007/10/souk-algnlna-bire-bir-yn-bereler-2.html


Oyuncak kapma makinalarına para kaptırmaktan bıkanlar buraya



Beyazıt Öztürk'ü beğenirim. Nispeten dürüst geliyor bana. O hep dokundurur, Türkiye'de kime sorsan Discovery TV, CNBCE seyrediyor. O zaman sabah programları neden bu kadar reyting alıyor diye. Gerçektende CNBCE ve Discovery TV en çok seyrettiğim kanallardan. CNBCE her zaman kumandanın 1 nolu tuşundadır. Discovery ise son zamanlarda sadece erkeklere yönelik programlar yapmaya başladı eskiden çok güzeldi. Discovery TV'deki Braniac isimli programı çok seviyorum. Bu gün hoşuma giden birşey öğrendim. Oyuncak kapma makinalarına bir ara fena dadanmıştım. Epey taktik geliştirip oyuncak almayı başarıyordum. Oysaki bu makinaların bir hilesi varmış. Kutunun içinde küçük sarı bir kutu var bu kutudan kaç denemede bir oyuncak verileceği ayarlanıyor. Deney yaptılar ve saydılar 10 kullanımda bir oyuncak veriyordu. Beklediler 10. kullanımda gerçektende oyuncak almayı başardılar. Ayrıca bu kutudan kepçenin ne kadar sıkacağıda ayarlanıyor. Benim taktiğim ise şöyle; Öncelikle büyük oyuncakları unutun, hafif olanlara yönelin. Uzaktakilere değil en yakındakilere odaklanın. Bu sayede şansınız artıyor.

15 Ocak 2008 Salı

Temizlikten Bıktım Diyenler...


Bu güzel terliklerin microfiber dan yapılan tabanı evdeki tozu hatta hayvan tüylerini temizliyor. Temizlik yapmaktan bıkanlar için en azından ortadaki tozu alır. Kızıma giydirirsem evde zerre toz bırakmaz. Zira gün içinde dolaşıp karıştırmadığı tek bir yer yok. Ayrıca küçük hanım her tarafı kırıntı yaptığından kendi döktüklerini de toplarsa tadından yenmez.

Bu ürün ise monitörleri temizliyor. Tembel kocalar bundan alsak en azından monitörü temizlerler mi?

12 Ocak 2008 Cumartesi

Bana Bir Tuğçe Baran Lazım



Blog yazmak iyi hoş ama insan bazen elini taşın altına sokup, dilinin bağlarını çözüp içinden gelenleri yazabilmesi lazım. Şimdi diyeceksiniz ki blog yazmanın iyi yanı da bu dilediğini yazabilirsin. Kocaman gazetelerin kocaman köşe yazarlarından daha özgürsüz. Cık değilim aman kimse kırılmasın düşüncesini bir kenara bırakamıyorum. Bakıyorum dilim sivrilmiş. Ucundan törpüleyi veriyorum. Şimdi böyle dersem şunlar kırılır böyle desem onlar kırılır. Var mıdır koca dünyada blog yazarken bile kendi kendini sansürleyen :((
---------------------------------------------------

Netice itibariyle "Kendime yeni bir Tuğçe Baran lazım". Şöyle internetten uydurma bir fotoğraf bulsam. Birde uydurma hesap. Dilimin kemiğini koyup bir kenara yazsam da yazsam.

---------------------------------------------------
Bu yazı aklıma Setap Erener'in bir yılbaşı geçesi ilk defa dinlediğimiz şarkısını getirdi. 2008'in ilk günleri olduğuna göre hatırlamakta keyif var.

Bu sene iyi geçmedi
söylemem lazım

Kader beni seçmedi,
görmemem lazım

Belki birden bire
yeniden başlamam gerek

Eskiden taptığımı
şimdi taşlamam gerek

Yeni bir aşk yeni bir iş
yine gülecek bir neden lazım

Yeni bir haber, yeni bir kader,
bunlar için bana şans lazım...

Yeni bir duruş, yeni dokunuş
tek tek keşfetmem lazım

Yeni bir hayat, gerisi bayat
kendime yeni bir ben lazım...

Günler güzel geçmedi,
unutmam lazım

Asıp yüzümü kalmışım
azıcık kırıtmam lazım

Hep içime atıp durmuşum
artık anlatmam gerek

Hepsini bir kazana atıp
hepten kaynatmam gerek...

Yeni bir aşk yeni bir iş
yine gülecek bir neden lazım

Yeni bir haber, yeni bir kader,
bunlar için bana şans lazım...

Yeni bir duruş, yeni dokunuş
tek tek keşfetmem lazım

Yeni bir hayat, gerisi bayat
kendime yeni bir ben lazım...

Kendime yeni bir neden lazım...

Bakar mısınız? Acaba Siz Kimsiniz?


Ertuğrul Özkök bugünkü yazısında kadınları ilgilendiren bir konudan bahsetmiş. Mesele bize nasıl hitap edilmesini istediğimiz. Yazıdan anladığım kadarıyla erkekler arsında bize nasıl hitap edecekleri konusunda çözüme ulaşamamış bir konu var. Bana sorarsanız hiç ama hiç farketmez. Kadın, hanım, bayan önemli olan söyleniş tarzı. Yine de kadın daha doğru geliyor. Evet bir kadınım çünkü. Bana kadın diye hitap edilmesi beni neden kızdırsın ki? Buna rağmen anneme karşı "kadına bak..." şeklinde kurduğum yarı şaka cümleler dahi, kendisinin beni çanakkale ruhuyla geri püskürtmesiyle son bulmuştır. Ayrıca "kadın" kelimesinin medeni ve edebi hal bildirir duruşu vardır ki ben bunu da benimseyemem. Hani hep anlatılır. Hanımefendi kredi kartı veya benzer birşey için başvuru formu dolduruyor. Cinsiyet bölümünde "kadın" ve "erkek" şıkları var. Hanımefendi yana ayrı bir kutu açıp "kız" diyor. Özkök durumu muhafazakar ve laik kesim bakış açılarından ele almış. Bizdeki muhafazakar ve laik kavramları da kadınlara hitap kavramları kadar karışıktır. Sanırım biz kavram karıştırmayı seviyoruz.
------------------------------------------------------------------

Kadın:Türkçe'ye kadın kelimesi, Eski Türkçe'deki katun sözcüğünden, ses değişimine uğrayarak kadın ve hatun olarak iki farklı şekilde girmiştir. Vikipedi
------------------------------------------------------------------

Bayan
: kadınların ad veya soyadlarının önüne gelen saygı sözcüğüdür. Ancak daha yaygın olarak, addan sonra kullanılan hanım sözcüğü nedeniyle bu anlamı arka planda kalmıştır. Son yıllarda kadın ve kız ayrımının yetişkinlik veya gençliğe değil, cinselliğe yönelik çağrışım yaptığını düşünenler tarafından kadın anlamında kullanılmaya başlamıştır. Bayan sözcüğü genellikle kadın demenin ayıp olacağının düşünüldüğü ortamlarda kullanılır.

Bu kullanım kadın haklarını savunan kişi ve örgütlerin tepkisini çekmektedir. Vikipedi
------------------------------------------------------------------

Hanım: Bu kelimeyi vikipedi'de ve tdk.gov.tr'de bulamadım

11 Ocak 2008 Cuma

KelebekNehir Günün Blogunda...


Technorati'ye bakarken tesadüfen gördüm. Arkadaşların bloglarını dolaşırken görüyordum. "Günün blogu seçildik" duyurularını. Eh insanız sonuçta göz görür gönül ister. Ufuk Aykut'a çok teşekkür ediyorum. Günün Blogu sayesinde yeni bloglar keşfediyoruz.

Ufuk affına sığınarak bir eleştride bulunayım. Lisedeki notu kıt hocalar gibisin :)
Baktım kendi blogunu eleştirirken bile cebinde akrep var :) Kızmıyorsun değil mi?
http://www.gununblogu.com

10 Ocak 2008 Perşembe

Kızımın En Sevdiği Cicisi, 4 Renkli HIrka





Dört yada üç renk kullanarak yapabilirsiniz. Örnek için Bir sıra ters üç sıra düz, sonra ki sıralarda ise bir sıra ters bir sıra düz örülüyor. İkinci renğe geçerken de yine bir sıra ters ... böyle devam ediyor.

Elektrik Zammı Geliyor...


Hurriyet gazetesinde elektrik faturasını nasıl düşürebileceğimizle ilgili bir yazı yayınlanmış.
Öneriler burada.
Zam üstüne zam haberi duyduğumuz şu günlerde dikkat edilmesi gereken bir konu olduğunu düşünüyorum. Resimdeki şirine zamlardan etkilenmiş olmalı ki kendi elektriğini kendisi üretmiş

Ben de Bir Nelly Furtado muyum?

"Yandan toplanan saçlar" gönderime ismini belirtmeyen bir arkadaş yorum yapmış kaynak belirtmemişsin diye, aslında yazının altında kaynak belirtmiştim. Belki de daha çok vurgulamalıyım alıntı yaptığımda hatta yazara ulaşıp haberdar etmeliyim. Blog yazarlığının da ahlaki değerleri olmalı.

Kendimi Nelly Furtado gibi hissettim

9 Ocak 2008 Çarşamba

Çal Gitsin!!!


Portekiz asıllı Kanada'lı şarkıcı Nelly Furtado'yu ilk gördüğümde "I'm like a bird" isimli şarkısını söylüyordu. Esmer teni, renkli gözleri ve insanın içini ısıtan şarkısıyla sevdiklerim listesine giri verdi, saçlarını sarıya boyatana kadar da orda kaldı. Sarı saçın en yakışmadığı insanlar listesinde, bizim esmer oldukları halde sarı şaçtan vazgeçmeyen Türk kadınlarından sonra gelir. Kendisinin Türklerle bağlantısı bu kadarla sınırlı sanmayın. Nelly Furtado tüm dünyada sekiz milyon satan Loose albümündeki "Wait For You" adlı parçasının, halk müziği sanatçısı Muhlis Akarsu'nun türküsünden çalıntı olmasıyla suçlanıyor.
Çalıntısı: Nelly Furtado, Loose albümü, Wait For You
http://videogaleri.hurriyet.com.tr/Video.aspx?s=10&vid=1976
Orjinali: Muhlis Akarsu, Ya Dost Ya Dost albümü, Allah Allah Desem Gelsem
http://videogaleri.hurriyet.com.tr/Video.aspx?s=10&vid=1975

8 Ocak 2008 Salı

Şirinlik Muskası Çanta


Hem artan ipleri değerlendirelim hem de ufakllıkları sevindirelim. Kızıma bu çantadan örmeye karar verdim. Benim çantalarımı takıp takıp gezmeye başladı bile.
Edit: Eşim karşı çıktı. Küçük çocuğu alıştırma kokoşluğa dedi. Haklı...
Bir iki sene sonra yaparım artık

İlham Veren Modeller: Elişi Patik

Cildinizi seviyorsanız bunları yapmayın

Kış mevsiminin etkisiyle cildimiz daha hassas. Yıllardır yağlı karma arası bir cildim vardı. 30'u geçmenin etkisi mi yoksa doğum yapmanın sonucu m bilmiyorum ama artık kuru bir cildim var. E-kolay.net'te okuduğum bu yazıyı sizinle paylaşıyorum. Cilt bakımının en öneli noktalarını yakalamışlar. Sivilcelerle oynmayın kısmını uygulayamıyorum. Tiryakiler için sigarayı bıakmak ne kadar zorsa, sivilcelerimden uzak kalmak benim için o kadar zor. Neyseki artık sivilcem filan olmuyor :)
Sabahları aynaya baktığınızda yorgun, çizgileri derinleşmiş, hatta sivilceli bir yüzle mi karşılaşıyorsunuz? Günün başlangıcında canınızı sıkan bu tür sorunlar nereden kaynaklanıor? Zaman zaman hepimizin cildimize karşı işlediği ve bazen de alışkanlık haline dönüştürdüğü yedi “günah” vardır:

Sigara ve içki: İkisi de vücudunuzu zehirler ve geriye pörsümüş sarkık bir cilt bırakır. Sigara ayrıca ağız kenarındaki çizgilerin derinleşmesini hızlandırır. Sigaradan kaynaklanan duman nedeniyle cildinizin rengi solar.

Yetersiz uyku: Geç yatılmış bir gecenin izleri hemen grileşmiş yorgun görünümlü bir ciltle kendini ele verir. Eğer yeterli derecede uyuyamıyorsanız, bunu uyandığınızda kan dolaşımını sağlayacak hareketler ve yüzünüze soğuk su çarparak telafi etmeye çalışın. Uykusuzluğun yol açtığı çizgileri kapatmak için hafif bir nemlendirici sürün.

Makyaj temizlemeden yatmak: Gözenekleri tıkayarak toksinlerin cilt yüzeyine çıkıp atılmasını önler. Göz makyajı silinmediği takdirde bir göz iltihabına neden olabilir.

Sivilcelerle oynamak: Deri dokularına zarar verir. Ayrıca enfeksiyonun çevreye yayılmasına neden olarak sorunu büyütür. Sivilcelerle hiçbir zaman oynamayın. Enfeksiyonlu bölgeye antiseptik merhem sürün.

Yüzü ovmak ya da aşırı fırçalamak: Yüzünüzdeki ölü deriyi temizlemek için satılan bazı toz ya da kremler deriniz için fazla kaba gelebilir. Cilt tipiniz ne olursa olsun yüzünüze daima nazik davranın.

Çok sıcak suyla yıkamak: Yıkanırken suyun kaynar derecede sıcak olmaması için önlem alın. Aşırı sıcak, cildi kurutur ve dokuları zedeler.

Yanlış beslenme: Sağlıksız besleniyorsanız deriyi koruyucu yaşamsal maddeleri alamıyorsunuz demektir. Ayrıca ultraviyole ışınlarından da uzak durun.


2008'in Moda Trendleri...


• Hippy modası lüks bir şekilde geri dönecek ve plastik bilezikler dantel kumaşlarla kaplanacak.

• Patchwork çok önemli bir yer tutacak ve küçük Hint aynacıkları kıyafetleri süsleyecek.

• Spor T-Shirtler üzerinde top-stitching gözlemlenirken, yakalar bu sezon oldukça genişleyecek ve çıkabilen yakalar devreye girecek.

• Emprime kıyafetler üzerine payet işlemeler uygulanacak ve yırtık finishingler çok sık görülecek.

• Astarlar renk renk ve desen desen olup, ekose desenler üzerinde dantel baskılar göze çarpacak.

• Tahta, cam ve porselen kolyeler kıyafetleri tamamlarken aynı desenin farklı renklerinden patchwork elbiseler ve bluzlar çok sık görülecek.

• Kapüşon önemli bir rol oynamaya devam edecek ve desenli şalvarlar sokaklardaki yerlerini alacak.

• Empire elbiseler tüm romantikliği ile yeniden podyumlarda olacak ve çocukluğumuzun pijama desenleri bu kez karşımıza elbise ve bluz olarak çıkacak.

• Çizgi her yöne doğru giderken sweatshirtlerde kocaman kristal düğmeler görülecek.

• 1970’lerin kesimleri ve Pin-Up girl mayoları her yeri süsleyecek.
e-kolay.net

6 Ocak 2008 Pazar

Dünyanın En Sevimli İki Şeyi










Kaynak belirtemiyorum. Bu da sanal alemde dolaşa dolaşa kaynağı kurumuş maillerden... Bilen varsa seve seve eklerim


Gülen bebek :)))

Canınız sıkkın mı? İşler yolunda gitmiyor mu? İzleyin ne gam kalsın ne keder
İzle: Gülen bebek

BakSimdi.blogspot.com'dan alıntı

BakSimdi.blogspot.com'dan alıntı ama o da benim blogum zaten...
Süper tasarımlar



Bu tasarımları çok beğendim her eve lazım. yatağı cetevelle bölen tasarım evli çiftlerin işne bir hayli yarar. Zira evli olupta yatağı kimin daha ç0k işgal ettiği konusunda tartışmayan yoktur. şu kemer kesinlikle istemem daha çok erkeklerin işine yarar.
devamı

Beyaz Perdenin En Süper Kadınları


Çocukluğumdan beri çizgi romanlara bayılırım. Tam bir örümcek adam hayranıyım. Ciddi bir kolleksiyonum var. Artık çizgi roman kahramanlarını sinemalarda da görebiliyoruz. Açıkçası filmler kitapların yerini tutmuyor yinede seyretmesi keyifli. İşte sinemanın süper kadınları burada

Photoshop'un Kerameti



Bu günlerde kadın erkek herkes görünüşüne takmış durumda. Televizyonda veya dergilerde gördüğümüz kusursuz insanlar gibi olmak istiyoruz. Bu konuda zaman para ve emek harcıyoruz. Bir türlü o muhteşemliği yakalayamayıp mutsuz oluyoruz. Onlar kadar mükemmel olamıyoruz çünkü onlar da gerçek değil. Fotoğraflar photoshoplu, televizyonda izlediklerimiz ise ışık, makyaj ve filtrelerin ürünü. Hepsi bir ilüzyon. Bakın photoshop Monalisa'yı bile ne hale getirebiliyor.

Konu ile ilgili diğer yazılar

Ünlülerin makyajsız halleri veya Sahte bir masal dünyası


Ah photosop vah photoshop


Yaşlanınca böyle olacaklar...


Diyet Yapmakta Kararlı mısınız? Diyeti Abartırlarsa...


Ünlülerin Makyajsız Halleri

Love is Everywhere yada Aşk Heryerde

5 Ocak 2008 Cumartesi

İlham Veren Modeller



El yapımı olduklarına inanmak güç. Çok becerikli arkadaşlarımızın altından kalkabileceği bir proje