28 Şubat 2009 Cumartesi

Medya, Medyalara Gelesin İnşallah...

Yeter artık. Medyadaki ciddiyetsizlik seviyesizlik banallik canıma yetti. Şu an televizyon kanalları Yayınlarını kesip Sıcak bir gelişmeyi veriyor. Neymiş efendim bu kadar önemli koca koca harflerle yanıp sönen sıcak gelişme. AKPli bir başkan konuşma yaparken arkasındaki kız bayılmış. Yeter artık yeter.

27 Şubat 2009 Cuma

Nedir Bu Pelesenk?

"Dillere Pelesenk Oldu" deriz. Peki ama Nedir Bu Pelesenk

  • Pelesenk oldukça sert ve ağır bir ağaçtır. Tesbih ve gitar yapımında da kullanılır.
  • Diğer anlamı ise; Gerekli gereksiz, yerli yersiz sürekli kullanılan sözcüktür.

İntikam Online Yenen Bir Yemektir.


Burada dinlediğim. Dr Serap'ın radyo bağlantısını tüm bayan dostlarıma ama daha önce özellikle erkek okuyucularıma tavsiye ederim. Ayağınızı denk alın ona göre...

Kadınlardan korkması gerektiğini bilmeyen erkek hiç bir şey bilmiyordur bana göre...

Bloglarda resim düzenleme

Bloger arkadaşlar eğer html bilmeyenleriniz varsa aşağıdaki kodu kullanarak resimlerinizi yan yana ve altalta dize bilirsiniz. 2x2 lik bir kod yazdım. İsteğinize göre değiştirebilirsiniz.

26 Şubat 2009 Perşembe

90'lar ölmedi. İçimizde yaşıyor



Eksi sözlük'te dolaşırken gözüme çarptı. Sizin için derledim. Bazılarını kendim ekledim. Bazılarını ise eledim ve düzenledim. Zira seksenlerle karıştırılmış gibi geldi. Disko kralında yapılan 90'lar gecesi çok güzeldi ama orada da bol bol seksenlerle karıştırılmış şeyler vardı. Özellikle defile tamamen seksenlerdi.

90'lar ölmedi. İçimizde yaşıyor.
  • Tasma kolye takmak
  • Muhabbet kuşu konuşturmaca
  • Amerikan modeli saç kestirmek
  • Tamagoççi beslemek
  • Tetris oynayııp yemeden içmeden kesilmek.

  • Kupon kesmece
  • Mavi camlı gözlük
  • Step yapmak. Step tahtasına para bayılmak. Pişman olmak.
  • Oduncu gömlekler
  • Stres bileziği takmak. Strese iyi geldiğine kendini inandırmak.

  • Pirince isim yazılarak yapılan kolyeler
  • İspanyol paça pantolonlar
  • Çim adam
  • Makarena
  • Devasa telsiz telefonlar
  • Çanta yerine klasör taşımak

  • Saçları kısa kestirip, arkadan kuyruk bıraktırmak
  • Taşlanmış kotlar
  • Renkli kotlar
  • Lambada
  • Hayvani boyutlarda müzik setlerine mütaahit ruhuyla kat çıkmak.

  • Power rangers
  • Bahçıvan pantolonlar
  • Postal
  • Pokemon
  • Ne kadar kabarık o kadar iyi saç modelleri


  • Dar kapriler
  • Kola kutusundan kalemlik yapmak
  • Gazetelerin kağıttan ev dağıtmaları
  • Düğünlerde saçlara sim döktürmek, yandan yehova şahitleri gibi lüle bırakmak
  • Serçe parmak tırnağını uzatmak

Semaver Kumpanya Kış Dönemi Tiyatro Kursu…


Siz söylemeden ben yazayım. Aşağıdaki yazıyı yayınlamakta geç kalmışım biliyorum. Yine de tiyatroculuğa ilgi duyanlara faydası olabilir.
Açıldığı günden bugüne, sadece oyunlar sahnelemekle kalmayıp, tiyatroyu seven ve ilgilenen tiyatro severlere eğitim vermek için tiyatro kursları da düzenleyen Semaver Kumpanya 2008-2009 Kış Dönemi Kursu için takvimler geri sayılmaya başladı. Her yaş grubuna göre ayrılan kurslarda, çocuklar, gençler ve yetişkinler, Semaver Kumpanya oyuncularından oluşan deneyimli eğitimci kadrosuyla çalışıyor.

18 yaş ve üstü yetişkinler için düzenlenecek kurs; oyunculuk ve sahneleme üzerine temel bilgilendirme, bu konular üzerinde doğaçlamalarla yapılan atölye çalışmalarından oluşuyor. Atölye çalışmalarının sonunda katılımcılar tarafından bir oyun sahneye konulacak. Volkan M. Sarıöz eğitiminde düzenlenen kurs; oyunculuğa başlangıç adımlarına öncülük etmek ve sahne ile ilgili temel bilgileri aktarmayı hedefliyor. Bu kursun katılımcılar açısından en önemli avantajı; kurs günlerinin herkese uygun olması. İster hafta içi ister hafta sonu herkese en uygun ders saatleri belirlenebilecek. Kurs Tarihleri: 11 Ekim - 15 Haziran

Semaver Kumpanya, tiyatroya ilgi duyan gençleri de unutmuyor. 13-17 yaş arasındaki gençler için de talep doğrultusunda sınıf açılması mümkün. Bu kurs için uygun günler Cumartesi ve Pazar olacak ve her ders günü 3’er saatlik eğitim uygulanacak. Ayrıntılı bilgi için Semaver Kumpanya’yı arayabilirsiniz.

  • Minikler İçin Oyunculuk Eğitimi

Yetişkinler tiyatroya ilgi duyar da çocuklar duymaz mı? Çocuklar için özel olarak düzenlenecek kurs; çocukların hayal gücünü geliştirmek, sosyalleşmelerine ve kendilerini daha güvenli ifade etmelerine katkıda bulunmayı amaçlıyor. Yaratıcı drama dersleri ve atölye çalışmalarının ardından kurs bitiminde katılımcı çocuklar tarafından bir oyun sergilenecek. Semaver Kumpanya oyuncularından biri olan Banu Çiçek eğitiminde düzenlenecek kursta dersler her cumartesi 11.00-13.00 saatleri arasında gerçekleştirilecek. Kurs Tarihleri: 11 Ekim - 15 Haziran

Hollywood Masalları...


Hollywood filmlerini dırdır etmeden seyredemiyorum. Mutlaka gözüme birşeyler takılıyor. Yalnız değilmişim demek ki, arkadaşlar madde madde yazmışlar.7. madde için bir şey söyleyemeyeceğim. Çünkü Paris'te oturan Fransız bir gelinimiz var. Paris dümdüz olduğundan hemen her evden Eiffel görünebilir demişti.
Arabalar tek kurşunla patlıyor, Eiffel kulesi her evin penceresinden görünüyor. İşte sadece filmlerde olan olaylar...

  1. Gitmek istediğiniz binanın karşısında veya önünde kolaylıkla park edecek bir yer bulabilirsiniz
  2. Taksiye para verirken, cüzdanınıza bakmayın rasgele elinize bir miktar para alın kesinlikle doğru miktarda para vermiş olacaksınız.
  3. Televizyon veya radyo haberleri doğrudan sizinle alakalı, sizi de etkileyecek bir haberdir.
  4. Her kapıyı bir kredi kartıyla veya ataçla açabilirsiniz. ancak bu içerde çocuk bulunan yanan bir binanın kapısıysa işler değişir
  5. Eğer birden sokakta içinizden dans etmek geldiyse, herkes önceden o kareografiyi çalışmış gibi size katılır.
  6. Bütün bombaların üstünde, kocaman kırmızı rakamlar olan elektronik bir ekranla beraber gelir. böylece ne zaman patlayacağını bilebilirsiniz.
  7. Eiffel kulesi paris’te her binadan her pencereden görülebilir.
  8. Her polis memuru emekliliğine bir kaç gün kala hayatında hiç olmadığı kadar ölüme yaklaşır.hele ki ailesi onun için bir parti düzenliyorsa
  9. Arabalar asla benzine ihtiyac duymaz, eğer ki biryarışa katıldılarsa ortasında bitebilir ama
  10. Her yalnız kadının bir kedisi vardır.
  11. Eğer birden fazla düşmanla çevrilmiş bir kareteciyseniz, düşmanlarınız siz ortada dans ederken teker teker saldırmayı tercih ederler.
  12. Bir alman askeriyle konuşmak için almanca bilmenize gerek yok, alman aksanıyla ingilizce konuşsanız o sizi anlar. hatta nazi kampındaki alman askerleri kendi aralarında ingilizce konuşmayı tercih ederler. bu uzaylılar içinde geçerlidir.
  13. Eğer telsizi kapattıysanız, tam o anda birinin size ihtiyacı olacaktır
  14. Arabalar tek kurşunla patlar.
  15. Eğer birileri tarafından kovalanıyorsanız, elbet aralarına karışıp kendizi kaybettirebileceğiniz bir festival kalabalığı bulabilirsiniz.
  16. Havalandırma sistemleri bir binadaki en iyi saklanma yerleridir. hiç kimse oraya saklandığnızı tahmin edemez ve bütün binayı rajatlıkla dolaşabilirsiniz.
  17. Her savaştan sağ salim çıkabilirsiniz taki sizi bekleyen birinin fotoğrfını başkasına göstermedikçe.
  18. Bir kişi 20 kişiye ateş açınca onun hepsini öldürebilme ihtimali, 20 kişinin bir kişiyi öldürme ihitmalinden yüksektir.(buna stallone kanunu denir)
  19. Işığı kapatıp yatağınıza gideceğinizde, odanız yine de aydınlıktır önünüzü görebilirsiniz.
  20. Çirkin bir kız birden bir sinema yıldızına veya okul balosundaki güzellik yarışmasında birinciye dönüşebilir. tek yapması gerek gözlüklerini çıkarmak ve biraz da saçları dağıtmak.
  21. Sadece basit bir kurşunla öldürebilecekken,, megalomanyak kötü insanlar onları ya bir füzeye bağlari ya zehirli bir gaz ile, lazerle veya köpek balıklarının içine atarakdüşmanını öldürmeyi tercih eder.
  22. Elektrikli bir testereyi ihtiyacınız olduğu her an bulabilirsiniz.
  23. Amerikada her gaz istasyonunda arka cebinde kırmızı bir bez taşıyan bir pompacı olur.
  24. Her polis araştırmasında en az bi kere bir gece kulübüne gitmek gerekir.
  25. Üflemeli çalgılar hariç herhangi bir müzik enstüramnını parmaklarınızı oynatmadan çalabilirsiniz.

Sevinç, Üzüntü ve Muz Kabuğu


  • Sevinçliyim çünkü en sevdiğim strateji oyunu Red Alert'ın 3.sü çıktı. İki çocuk annesi bir kadından beklenmeyecek zevklerim olduğunun farkındayım. Örneğin en sevdiğim kahraman örümcek adamdır. Hem de sinema filmiyle gelen popülerliğinden değil. Kendimi bildim bileli severim. 100'ü geçen bir çizgi roman arşivimiz var. Hatta eşimi seçme nedenlerimden biri de benim gibi Örümcek Adam sevmesidir. Ejderha Mızrağı, Ölüm Kapısı en sevdiğim serilerdir.
  • Üzüntüm ise artık oyun oynamaya vaktim olmaması. Eskiden eşimle beraber oynardık. Online Dota oynamayı çok severdim. O hala oynuyor ama benim yapmam gereken çok iş var. Artık biraz büyüsün kızımla oynarız. Aileler çocuklarını nasııl bilgisayar oyunlarından uzak tutacaklarını hesaplarken benim böyle bir şey söylemem size ilginç gelebilir. Fakat PC oyunları tutkunu bir anne baba olarak zararlı oyunları ayıklayabileceğimizi düşünüyoruz. Hatta çocuklarımızı dünya olimpiyatlarına göndermeyi düşlediğim bile oluyor.

Koçtaş'a Teşekkürler...

Çocuklu evler için çok kullanışlı olan adaptörlü kolazet kapaklarından almıştım. Malesef kısa sürede menteşeleri kırıldı. Piyasada satılan menteşeler bu ürüne uymuyor. Dolayısıyla tamamen kullanılamaz duruma geldi. Cevahir Koçtaş çalışanlarından Ferdi Bey ve arkadaşları üretici firmayla temas kurup ürünü takip ederek menteşelerden bana gönderilmesini sağladılar daha önce de bu konuda yazılar yazmıştım. Firmaların ürünlerinin arkasında durması çok önemli...

25 Şubat 2009 Çarşamba

negiymeliyimbymango.com


Mango sağolsun. Her sezon evime bir katolog gönderir. Kataloğun son sayfasızda fark edip incelediğim negiymeliyimbymango.com her vatandaşımız gibi benim de müşterisi olduğum ürünlerinin kombinlenmesi hakkında ipuçları sunuyor.

Tasarım Her Yerde


Her kitap ayrı bir dünya. Raflarda dizi dizi kitaplara bakıyoruz. Elimizi uzatıp birini seçiyoruz. Peki ama hangi birini. İşte burada kitap kapakları devreye giriyor. Her içindeki dünya hakkında ipucu verme hem de rakiplerinin arasından sıyrılma göreviyle...
Burada bulacağınız blog ilginç bir konu edinmiş. Bir birinden farklı kitap kapaklarını tanıtıyor. Belki sizin de aklınızda ilginç kapak tasarımları vardır.

21 Şubat 2009 Cumartesi

Bunları da tanıyalım.






Aynanın iki yüzünü de görebilmek lazım. Yüzünü hep acılara dönüp yaşamamalı insan sürekli umutsuzluğa bakmak insanın umudunu kırıyor. Bu yüzden belki bir sokak çocuğu gördüğümüzde kafamızı çevirip yürümemiz. Belki de tinerle bulanmış zihinlerin saldırganlığı yüreğimizi soğutan. Küçücük bedenleriyle nasıl da korku salıyorlar içimize. Ansızın dikildiklerinde karşımıza bir gece yarısı tüm gücüyle kaçmak istiyor insan bir yandanda sıkıca sarılıp okşamak yanağını. Bir yanım kaç diyor evde seni bekleyen çocuklarına, bir yanım o da birinin yavrusu değil miydi bir zamanlar o da kundağında gülücükler saçmıyor muydu belirsiz geleceğine...

Öncelikle eksi sozlukten bir girdiyi tavsiye etmek istiyorum size
vakti zamaninda bunlardan bir tanesini tanımıslıgım vardir.

kendisini tanidigimda on uc yasindaydi bu tinerci cocuk.. bir aksam eve giderken, kafasi bir dunya onume atlayıp once para istemisti, ardından da bicak cekmisti.. hatta aramızda komik de sayılabilecek bir diyalog gecmisti,

  • -bes milyon versene abi?
  • -yok
  • -bi sigara versene abi?
  • -yok
bu esnada bıcagini cikartip,
  • -o zaman telefonu rica edeyim.. devamı
  • Bu konuda elini taşın altına koyanlar da var. Bütün magazin ünlülerini tanıyoruz. İlgimizi hak eden başkaları yok mu?
  • Tanımamız gerektiğini düşündüğüm kişi "Yusuf Ahmet Kulca"

  • Kendisi sokak çocukları gönüllüleri derneği veya yeni adıyla umut çocukları vakfının başkanı.

  • Kendisiyle yapılmış bir roportajı burada bulabilirsiniz.

Cesaretinden ve sokak çocukları için yaptıklarından dolayı kendisini tebrik ediyorum.

Kulaklara küpe...


Mervedeyiz.blogspot.com da gördüm bu hikayeyi onada maille gelmiş. Çok önemli bir yazı mutlaka okuyun.

  • En çok beş yaşında idim. Babaannem rahmetli, pirinç ayıklıyordu. Bir tane yere düştü.
  • Babaannem eğildi, aramaya başladı. Sağa bakıyor, sola bakıyor, bulmaya çalışıyor. Çocukluk işte;
  • 'Aman babaanne!' dedim. 'Bir pirinç tanesi için bu kadar çaba harcamaya, yorulmaya değer mi?'
  • Rahmetli ilk defa sertleşti bana karşı, öfkeyle doğruldu. 'Sen oturduğun yerden ahkâm kesiyorsun!' dedi. 'Hiç pirinç üretilirken gördün mü? İnsanlar ne kadar zorluk çekiyorlar. Bir pirinç tanesinde kaç insanın göz nuru, alın teri, emeği, çilesi var biliyor musun?' Utancımdan kıpkırmızı olmuştum!
  • Aradan yıllar geçti. Hukuk Fakültesinde öğrenciyim. Alain'in proposlarını okuyorum. Birden irkildim. Babaannemi hatırladım. Alain;
  • 'Bir insan yerde bir iğne görüp de eğilip almazsa, bütün uygarlığa karşı ihanet etmiş olur.' diyordu. İlave ediyordu:
  • 'Bir iğnenin üretiminde binlerce insanın alın teri, göz nuru, el emeği vardır.' diyordu.
  • On dokuz yıl evveldi. Stockholm'e gitmiştim. Bir otele indim. Geceydi. Sabahleyin, traş olmak için lavaboya gittiğimde, aynanın yanında ilginç bir not gördüm. 'Lütfen traştan sonra jiletinizi çöpe atmayın.' diyordu. 'Yanda bir kutu var, oraya bırakın. Bir tek jiletle dahi olsa, İsveç çelik sanayisine yardımcı olun.' Doğrusu hayretler içinde kaldım. Çocukluğumdan beri çelik eşya denince akla İsveç çeliği gelir. Birçok eşya üzerinde 'İsveç çeliğinden yapılmıştır.' diye yazardı. İşte o ülke, kullanılmış bir tek ufacık jiletin bile çöpe gitmesini istemiyor, ona sahip çıkıyor, gelen turistlere rica yollu uyarıda bulunuyordu.
  • İsviçre'de zaman zaman, belli periyotlarda, radyolar, televizyonlar, bir haberi duyurur:
  • 'Şu tarihte, şu saatte, adamlarımız gelecek. Siz lütfen hazırlığınızı yapın. Okumadığınız, ilgilenmediğiniz, kullanmadığınız ne kadar kitap, dergi, gazete varsa, kâğıt, ambalaj, kutu varsa; velev ki, bir ilaç prospektüsü dahi olsa, kapının önüne koyun. İsviçre'nin kalkınmasına yardımcı olun. Fazla ağaç ziyanına engel olun.'
  • Japonlar son derece sade, basit, yalın mütevazı yasayan insanlardır. Evlerini mobilya ile eşya ile dolduranlar Japonlara göre ruhen tekâmül edememiş, hayatın manasını anlayamamış, zavallı kimselerdir. Böyleleri ile zavallı, evini mezat salonuna çevirmiş diye eğlenirler. Bir insanın gösteriş için eşyanın esiri olması ne kadar acıdır. Vaktiyle Japon ekonomisi bir darboğazdan geçiyor. İç borçlar, dış borçlar gırtlağı aşıyor. Zamanın başbakanı meclisi toplar. Kürsüye çıkar. Durumu olanca açıklığı ve tehlikeleri ile anlatır ve;
  • 'Şu andan itibaren, Tanrı şahidim olsun ki, Japonların iç ve dış borçları son kuruşuna kadar ödenmeden, pirinçten başka bir şey yemeyeceğim. Şu üstümdeki elbiseden başka elbise giymeyeceğim.'
  • Dediklerini yapar, en üstten en alta bir israftan kaçınma kampanyası açılır. Japonya bütün borçlarını öder. Bu durumun toplumun bütün kesimlerini, tek istisna olmadan kapsadığını söylemeye gerek yok. Geçenlerde Japon imparatorunun sarayını gördüm. Yarabbim, ne kadar sade, ne kadar mütevazı, ne kadar gösterişten uzak...
  • Gerekmediği halde elektriği yakmakla,
  • Suyu kapamadan boş yere akıtmakla,
  • Dünyamızda o kadar aç varken, bizim çöpe döktüğümüz yemeklerle,
  • Attığımız ekmeklerle, kullanılabilecek eşyalarla,
  • Dikkat etmeyerek çocuklarımızın geleceğini kirletmekle,
  • 'Adam sen de'ciliğimizle biz de zalimler sınıfına geçmiyor muyuz?
  • Hayat çok ince, akıl almaz incelikte ipliklerle örülmüştür. Her şey o kadar birbirine bağlıdır ki, ilkokul okuma kitabımızdaki bir sözü hiç unutmadım:
  • 'Bir mıh bir nalı kurtarır.
  • Bir nal bir atı,
  • Bir at bir komutanı,
  • Bir komutan bir orduyu,
  • Bir ordu bir ülkeyi kurtarır.' diyordu…

Uç Uç Kelebek






Kelebek her zaman sevdiğim bir motiftir. Takılara da bir ayı yakışıyor. Bunlarda benim beğendiklerim.

19 Şubat 2009 Perşembe

Gazanfer Özcan Anısına...


Tiyatro konusunda yazdığım yazıyla denk düştü aslında bilerek yapılmış bir şey değil tesadüf ama birbirini tamamlar nitelikte olduğunu düşünüyorum. Aşağıdaki yazı ne zaman nerede yayınlandı bulamadım ama okunması gerektiğini düşünüyorum.
  • gazanfer özcan, 77 yaşında vefat etti… 7’den 77’ye herkesin sevdiği büyük usta, devlet sanatçısı gazanfer özcan… ölümüne ilişkin pek çok söz söylenecektir, birkaç gün de olsa ülkenin gündeminde yer tutacaktır. ancak unutulmaması gereken çok önemli bir hususun kamuoyuyla paylaşılmasına yardımcı olur, bunu bir görev addeder ve gazanfer özcan’ın özelinde oluşan bu içler acısı duruma etrafınızdakilerin dikkatini çekerseniz, sanırım kuru bir başsağlığından çok daha fazlasını yapmış olursunuz.
  • gazanfer özcan’ın basına verdiği röportajlardan da bilindiği üzere, 2002 yılında eşi gönül ülkü’nün yüklü tedavi masraflarını karşılamakla uğraşırken ödeyemediği 30-40 bin lira civarındaki vergi borcu, yıllar içerisinde katlanarak neredeyse 500 bin liraya yakın bir meblağa ulaşmıştır. ve ömrünün son yedi senesini dur durak bilmeden çalışarak geçiren bu devlet sanatçısı, gerek televizyondan gerekse tiyatrodan kazandığı paranın neredeyse tamamını bu borcu ödemek için kullanmasına rağmen tüm bu çabasının sadece faizleri ödemeye yettiği bilinmektedir.
  • tek suçu bu ülkede özel tiyatro işletmeye çalışmak olan, kestiği her biletin parası eğlence kabilinden görüldüğü için %40 oranında vergiye tabi tutulan, vergi borcu yüzünden yurt dışında yaşayan oğlunu görmeye dahi gidemeyen ve yetmezmiş gibi devletin özel tiyatrolar için verdiği yardımdan mahrum bırakılan devlet sanatçısı gazanfer özcan, ömrünün son zamanlarında kesinlikle istirahat etmesi gerekirken elden ayaktan düşene kadar kulislerde, setlerde geride kalanlara onurlu bir miras bırakmak için didinmiştir. elbette ki çalışmak, hem de ölene kadar çalışmak, üretmek, sanatçıya yakışan bir duruştur. ancak inanın seçme şansı olsaydı haftanın 5-6 günü değil, bir iki günü çalışıp seyircisinden hak ettiği alkışı almak ve geride kalan günleri ömrünü bir nebze olsun uzatabilmek için istirahat etmeyi seçerdi gazanfer özcan.
  • bir trilyonu hiç ettiği için yargılanan, suçlu bulunmasına karşın kendisine özel yasa çıkartılarak önce evinde cezasını çekmeye mahkum edilen, bununla da yetinilmeyip türlü güvercin taklalar sayesinde özgürlüğe kavuşan erbakan hoca kadar olmasa da, en azından faiz yükünün silineceği kadar bir imtiyazı hak etmemiş midir 11 yıllık devlet sanatçısı, 55 yıldır halkın sanatçısı gazanfer özcan ?
  • tiyatro biletinden %40 vergi kesip, pırlantanın vergiden muaf tutulduğu bu ülkenin yönetim kademesini işgal eden ağalar beyler sözüm sizedir, 77 yıl onuruyla yaşamış bir sanatçının vergi yükü altında ezilmemek için didinerek ölmesine değil, onun sahnede sergilediği sanata seyirci kalmanız gerekirdi. yanlış yaptınız. üstelik konudan haberdardınız. yarın cenaze töreninde içinizden bazıları devlet kademesini temsilen sebilhane bardağı gibi dizilip saf tutacaklar tabutunun önünde gazanfer özcan’ın. haklarını helal edebilmek için saf tutacaklar. ne denir, helal olsun, ışığın bol olsun türkiye ….
  • özer atik
  • 17 şubat 2009"

Gossip Girl İzleri.





  • Gossip Girl fırtınası saç bantlarında kendini hissettiriyor lakin O moda bu moda giremem bu moda. Kendi saç bandını kendim yaparım. Paramlada dondurma filan alırım. Nedense bir onun evde yapılanı güzel olmuyor. Çok beğendim daha da isterim diyenler buraya da göz atın.

Mini mini birlere Çalışkan İkilere



Küçük hanım 2,5 yaşına girdi. Şimdilerde çanta hevesi var. Yukarıdaki çantayı ona örsem benimkileri rahat bırakır mı acaba?

Çocuklar Bunlara Bayılacak.








  • Bizim bilmiş yumurcaklar bunlara bayılacak. Zira kızıma göz kalemlerile kedi makyajı yapıyorum çok mutlu oluyor. Hatta kalemleri bulup kendini Temel reisteki kaba sakal yapmıştı.

Bobilerden Hıyarlı Baba Yorumu...



Bence de çok güzel hareket...

18 Şubat 2009 Çarşamba

Profilo AVM Tiyatro izlenimlerim




  • Son dönemde annem sağolsun. Tiyatroya gitme imkanı buldum. Evime yakınlığından dolayı Profilo alışveriş merkezinde oynanan Şahane düğün ve Çılgın Yengeye gittik.
  • Özel tiyatrolar Şehir tiyatrolarının görkeminden uzak. Oynanan oyunlar da daha "hafif" diyeyim.
  • Bu iyi mi kötü mü tartışılır. Devlet tiyatrolarında ise aşırı bir kalabalık var gibi. Sanki o kadar kişi olmasa da olur. Bir devlet tiyatrosunda çalışan biri bana . Orada kimin ne kadar maaaş aldığını anlatmıştı. İkramiyeler filanda varmış. Bazı oyuncular yıllarca sahneye çıkmadıkları halde maaş alıyorlarmış veya çok kısa bir süre görünüp çıkıyorlarmış. Ben onu yalancısıyım. Mesela yukarıda afişini gördüğünüz Şahane düğünde 7 kişi oynuyor. Bir şehir veya devlet tiyatrosunda ise 40 kişi filan görüyoruz sahnede. Zarar etmelerine şaşırmamak lazım. Şimdi bana çok kızanlar olacaktır. Bu sadece benim fikrim. Yanlışım varsa düzeltin lütfen.
  • Tabii diğer taraftan da bakmak lazım işe. Tiyatro bölümlerinden mezun olup işsiz kalan bir sürü kişi var. Bu kalabalık kadrolar istihtam da sağlıyor. Bu yönden iyi tabi. Sadece bu kadrolar hak edenlere, imkan sağlamak amacıyla gençlere mi tahsis ediliyor. Yoksa ahbap çavuş ilişkişiyle mi tahsis ediliyor. Buna bakmak lazım.
  • Yine bana kızanlar olacaktır ama televizyona çıkıp ağlayan tiyatroculara da çok sıcak bakmıyorum. Geçen gün Okan Bayülgen de aynı şeyi söyledi nihayet benim gibi düşünen biri var diye de sevindim. Erol Günaydın'ı örnek gösterdi. Savaş Ay Erol Günaydının evini gösterip işte büyük usta böyle bir yerde yaşıyor diye acitasyon yapmaya kalkınca. Erol Bey(Alkışlıyorum kendisini) "Ne var! " "Evimin nesi var" Diyerek kızmış. Ağlamaya çok meraklıyız vesselam. İsim vermiyeyim. Bazen televizyonda görüyoruz. 300 filmde oynadım açım diye çıkanları. 300 filmde oynadın da bedava mı oynadın. Bedava oynamadıysan paraları ne yaptın. Bedava oynadıysan Niye oynadın...
  • Devlet sanatçıya sahip çıksın diye herkesin ağzında. Tamam devlet sanatçıya sahip çıksın. Benim babam işçi emeklisi onun günahı ne. Yıllarca alın teriyle çalıştı. Emekli olana kadar sadece üç gün izin almış o da çok ağır rahatsızlandığı için. Eee devlet ona da sahip çıksın. Öğretmene de sahip çıksın. Onlara da çocuklarımızı emanet ediyoruz. Soruyorum size bunun sonu var mı? Devletin işi onun bunun cebine harçlık koymak değil. İnsanların refahını sağlamak için düzenlemeler yapmaktır. Sanatçıların sendikası, sigortası, meslek kuruluşları olmalı. Sosyal güvence herkesin hakkı. Yani adam 300 filmde oynadıysa sigortası olmalı emekliliği olmalı. Kazandığı parayı yanlış yerlere yatırıp iflas etmiş olabilir. Sosyal güvencesi olmayınca da müşkül duruma düşmüş olabilir. Bunu anlıyorum. 300 filmde oynayıp paraları şöhretler dünyasının pırıltılı ve görkemli hayatımda yediyse. Bunu anlamıyorum.
  • Gittiğim oyunlardan bahsedeyim dedim konu nerelere geldi. Pazartesi akşamı Şahane Düğünü seyrettim. Konu çok bilindik bir konu ancak işlenişi güzel. Beklediğinden daha çok beğendim. Bilindik konu deyişime hak vereceksiniz. Bill yatakta tanımadığı bir kadınla uyanır. vee çok şaşıracaksınız o gün düğün günüdür. Belkide oyun yazıldığı sırada bu konu daha önce işlenmemiş olabilir. Yabancı bir oyundan türkçeye uyarlanmış. Oyunculuk iyi olduğundan senaryonun tahmin edilebilirliğine rağmen keyifle izleniyor.

Elektrik Zammına ince bir eleştiri...


  • Son zamanlarda sıklıkla takip ettiğim zeki ve yetenekli bir grup bobiler.org. Yukarıdaki espriyi pek beğendim. Otomatik ödeme talimatımız olduğundan (ve zaten tasarruf seven bir aile olduğumuzdan) faturalara hiç bakmazdım. Ben de artık fatura gördüm mü hemen incelemeye başlıyorum.

15 Şubat 2009 Pazar

Takı örelim mi???

  • Kendimi pek bir sağlam karakterli zannederim de neden moda olan bir şeyden önce iğrenip sonra aslında şöyle giyilse iyi olur, biraz daha böylesi olsa alırdım demeye başlarım. En sonunda da koşa koşa bi kaç tane almam nedir???
  • Bu günlede bir takı merakı başladı. Şu uzun kolyelerde de yukarıdaki seyir aynen gerçekleşti. Gerçi yine büyük taşlı olanlardan hoşlanmıyorum ancak koton'da ve C&A'da gördüğüm iki model aklımdan çıkmıyor. Hani şöyle yeni yetme tiki bi kız da değilim ki nedir yani böyle ıvır zıvırı kafaya takmalar. Bu beğendiğim kolyeler ısrarla indirimden imtina edince bende nette neler var diye dolaşmaya başladım. Neyseki bu akşam ufaklıklar aynı anda uyudu. Bulaşık makinam bozulduğundan mutfak bulaşık yığılı olsa da bir kaç yazı yayınlamadan bir yerlere gidesim yok.
  • Uzun lafın kısası; Derya Baykal'da filan görüpte amaaan deli saçması bunlarıda kim takar dediğim örgü kolyelere rastladım. Aman ne kadar güzel modeller varmış. Aaah ah eski ben olsam bu gece sabahlar bir kaç model çıkarırdım ama neyse...Fotoları paylaşmakla yetineceğim




14 Şubat 2009 Cumartesi

I Love Your Blog


fashinn.blogspot.com moda severlerin beğeneceği bloglardan biri. Fash-inn beni mimlemiş. Uzun zamandır blog dünyasından uzak kaldığım için mimlenmeyeli çok olmultu. Verdiğim araya rağmen beni hatırladığı için blog arkadaşım fash-inn'e teşekkür ediyorum.Kurallarımız şöyle(Fashinn'den aynen kopya:))

  1. Beni ödüllendiren blog yazarının linkini vermek.
  2. Bu ödülü başka 7 blog sahibine linklerini vererek göndermek.
  3. Seçilen blog yazarlarını durumdan haberdar etmek.

Benim seçtiğim bloglar ise şunlar:(sıralama gelişigüzel yapılmıştır)

  1. elfkizi.blogspot.com
  2. www.pureabsinthe.com
  3. olmadibastan.blogspot.com
  4. www.dekorevi.net
  5. bebekli.yemeksenligi.com
  6. nurtenbegendi.blogcu.com
  7. stylesalad.blogspot.com

13 Şubat 2009 Cuma

She'den sevgililer günü kampanyası


She parfümlerinden gelen bir maili sizinle paylaşıyorum. 14 Şubat'ta İstiklalde olmak vardı:)


  • SHE, karşı konulmaz kokularıyla seni Sevgililer Günü'nde de özel hissettirmeye devam ediyor…

  • Sana özel hazırladığımız kalp şeklindeki kofrelerimiz en yakın satış noktasında seni bekliyor!

  • Sevgililer Gününe Özel SHE & SHE COLORS Aktivitesi

  • 13-14 Şubat tarihlerinde aşağıdaki noktalarda yapacağın herhangi bir She ürünü aldığında, özel tasarımlı fonksiyonel makyaj aynan anında bizden sana hediye!

  • Ayrıca 14 Şubat'ta Bakırköy, Bağdat Caddesi ya da İstiklal Caddesi'ndeysen; she kızlarından kaçamaz; aynanı veya deneme boyu parfümünü alırsın...

TARİH ŞEHİR NOKTA
  • 13-14 Şubat İstanbul Carrefour Bayrampaşa
  • 13-14 Şubat İstanbul Carrefour İçerenköy *
  • 14 Şubat İzmir Kipa Balçova
  • 14 Şubat İzmir Kipa Çiğli
  • 13-14 Şubat İstanbul Migros Beylikdüzü 5M
  • 13-14 Şubat Ankara Migros Ankamall 5M
  • 13 Şubat İstanbul Real Ümraniye *
  • 13 Şubat Ankara Real Bilkent *
  • 13 Şubat Adana Real Adana
  • 13 Şubat Antalya Real Antalya *

* işaretli noktalarda canlı müzik aktivitesi olacaktır.
Sevgililer günü alışveriş imkanları sunması itibariyle faydalı bir gün. Parfüm severlerin uzun zamandır beklediği 30ml=30 lira kampanyası başladı. Normal zamanlarda 100 liranın üzerinde satılan parfümleri almak için iyi bir fırsat. Burberrys, Givency, Lolita Lempicka parfümleri bu kampanyada yer alıyor. Kampanyada yer alan iki parfümü sizlerle paylaşmak istedim.

Bu parfümlerden ilki "Very Irresistible" son dönemlerde en beğendiğim parfümlerden. Bazı rivayetlere göre 50, bazı rivayetlere göre 80 çeşit gül esansından yapılmış. Koyu renk saçlı, renkli gözlü ( hatta ve hatta başak burcu) kadınlara yakışacağı söyleniyor (Yani tam benlik) Gül kokusu sevmeyenler bile bu parfümü beğeniyor.


Diğer tavsiye edeceğim ürün ise Lolita Lempicka. Son dönemin en beğenilen parfümlerimden bir şimdiden bir klasik oldu. Şişesi ise MUHTEŞEM...


Oğlum 5 aylık oldu. Uzun zamandır kamera alamayı planlıyorduk. Aslında geç bile kaldık. Nihayet Sony 410e almaya karar vedik. Hepsiburada'dan aldık. İki günde elimize ulaştı. İki, üç çekim yaptıktan sonra çekimlerde anormal bir gürültü oluşmaya başladı. Servise götürdük fatura istemişler. Sadece arızamı var yoksa ayarlarda mı bir sorun var diye bakılacağı için fatura gerekeceğini düşünmemiştik. Keşke telefon görüşmemizde söyleselerdi gerektiğini. Yarın tekrar gitmemiz gerekecek:(

Kamera ile birlikte yine uzun zamandır almayı düşündüğüm şarjlı el süpürgesini de aldım. Fakir 144 hakkındaki yorumlardan sonra tercihimiz bu yönde oldu. Şimdilik performansından çok menunum. Halımdan çıkan toza inanamadım. Sanki büyük süpürgeden daha iyi süpürdü. Çocuklu evler için olmazsa olmazlardan.